RODIN VE CİNSEL EGEMENLİK

Günümüzün en özgün eleştirmenlerinden John Berger, 1967’de kaleme aldığı bu yazısında Rodin’in heykellerinin bir “sıkışmışlık” duygusu altında ezildiklerini, kendilerini çevreleyen uzama yayılamadıklarını, birkaçı hariç hepsinin kendi dış hatlarında hapsedildiğini söylüyor. Bu tespiti, sanatçının kişiliğine ve cinsellikle ilişkisine dayandırıyor Berger. Onun sanatını belirleyen temel dürtünün dizginlenemeyen şehvet olduğunu, bu dürtünün heykelleri de baskı altında tuttuğunu savlıyor. “Kille ten, onun kafasında ölümcül bir biçimde bağıntılı olduğundan Rodin kendi yetkesine ve erkeklik gücüne bir meydan okumaymış gibi ele almak zorunda kalır bunları” diyor. “Heykelin Büyük Ustası Rodin İstanbul’da” sergisi dolayısıyla alıntıladığımız makale, Metis Yayınları’nın Metis Seçkileri dizisinden çıkan, Yurdanur Salman ve Müge Gürsoy Sökmen tarafından hazırlanmış O Ana Adanmış adlı kitapta yer alıyor.

JOHN BERGER